GKH
 
Tarihi PDF Yazdır E-posta
Gaziantep Tarihi
Dünyanın en eski kentlerinden biri sayılan Gaziantep, tarih öncesi çağlardan günümüze ulaşabilen çarpıcı tarihi eserler ve yerleşimler ile çevrelidir. Dülük, Karkamış, Sakçagözü, Yesemek, Zeugma (Belkıs) ve Zincirli gibi yerleşim yerleri kentin farklı dönemlerdeki siyasi ve kültürel tarihine tanıklık eder. Gaziantep’in tarihi pek çok dönemin izlerini taşır. Paleolitik, Kalkolitik, Neolitik dönemlerden ve Tunç çağından beri iskân kalıntıları bulunan bölgede en çok eser Hitit, Roma ve Osmanlı dönemlerine aittir. Kentin tarihinde iz bırakan diğer dönemler Med, Asur, Pers, İskender, Selökid, Bizans ve İslam-Arap devirleri olarak sıralanabilir. Her dönemin izlerini günümüzde açık bir şekilde görmek mümkündür. Hitit döneminde bölge çok önemli bir konuma gelmiştir. Roma dönemine ait en önemli kalıntıları Zeugma ve Dülük antik kentleri vermektedir. Osmanlı döneminde ise çok sayıda cami, medrese, han ve hamam yapılmıştır.

Tarih Öncesi Çağlar ve Geç Hitit Dönemi
Bölgede yapılan araştırmalarda tarih öncesi çağlara ait yaklaşık 120 arkeolojik yerleşim yeri saptanmıştır. Tilmenhöyük, Sakçagözü-Coba Höyük, Gedikli-Karahöyük, Tilbaşar Höyüğü, Dülük gibi yerleşimlerde yapılan kazılarda tarih öncesi dönemlere ait çok değerli eserler bulunmuştur. Yesemek, Zincirli Höyük ve Karkamış kazıları ise Geç Hitit Dönemine ait önemli buluntuların merkezidir.

Tilmenhöyük’de Kalkolitik Çağdan Demir Çağına kadar yerleşim görülmektedir. Tilmenhöyük aynı zamanda bölgede hâkimiyet kuran ilk krallık olan Hulpa Krallığı yerleşimidir. Tilbaşar höyüğünde günümüzden 7000 yıl öncesine kadar eser çıkmaktadır. Sakçagözü yakınındaki Coba Höyük M.Ö. 6 bin yıl tarımı hakkında önemli bilgiler vermektedir.

Gaziantep bölgesi Hitit İmparatorluğu döneminde çok önemli bir konuma gelmiştir. Akdeniz ile Mezopotamya arasındaki Kuzey Suriye yol ağının merkezinde olması nedeniyle bölge, Asur, Babil ve Hititler arasında bir gerilim merkezi niteliğindeydi. Bölgedeki kazı alanlarındaki araştırmalar,  M.Ö. 1800 -1900 yılları arasında Gaziantep bölgesinde 20 küçük krallığın oluşturduğu büyük bir devletin varlığını ortaya koymuştur. M.Ö. 16. yüzyıldan itibaren bölgeye Hitit krallığı hâkim olmuştur. M.Ö. 1200’li yıllarda Anadolu Hitit Krallığının yıkılmasının ardından Geç Hititler bölgede Zincirli ve Sakçagözü civarında şehirler kurmuşlardır.

Bu dönemde Yesemek tüm krallığa heykel gönderen önemli bir heykel üretim merkezi konumundaydı. Karkamış kenti ise ana tanrıçası Kubaba kültü ile tüm Anadolu’yu ve kendisinden sonra gelen Yunan ve Roma medeniyetlerini etkileyen önemli bir merkezdi.

Roma Dönemi

Bölge, Hititlerden sonra Asurluların, Aramilerin ve M.Ö. 613-612 yılında Medlerin eline geçer. Persler ve daha sonra Makedonya Kralı Büyük İskender M.Ö. 334 yılında büyük Asya seferi esnasında bölgeyi hâkimiyeti altına alır. Büyük İskender’in ölümünden sonra bölge Selovkos krallığının kontrolüne geçer. M.Ö. 150’li yıllarda Kommagene Kralı bölgenin siyasi otoritesi olmuştur. M.Ö. 64’den itibaren bölge Roma İmparatorluğu’na bağlı olarak varlığını sürdürmüştür. Bu dönemde Fırat Nehri’nin doğal bir sınır olarak kabul edilmesi Gaziantep bölgesinin önemini artırmıştır. Fırat boylarına doğudan gelecek tehlikeleri önlemek üzere lejyonlar yerleştirilmiştir. Bölgenin hemen her yerinde Roma dönemine ait eserler bulunsa da en kapsamlı bilgi şimdilik Zeugma (Belkıs) ve Doliche (Dülük) ören yerlerinden edinilmektedir. Zeugma kazılarında ortaya çıkan mozaikler 2. ve 3. yüzyıl Roma kent yaşantısına dair önemli bilgiler verir. Zeugma’da bulunan ve Çingene Kızı olarak ünlenen Menad mozaiği bölgede Roma döneminin simgesi haline gelmiştir. M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrıldıktan sonra Gaziantep ve çevresi Doğu Roma (Bizans) topraklarında kalmıştır. Bizans döneminde eski önemini kaybeden bölgede Bizans dönemine ait anıtsal bir kalıntı bulunmamaktadır.

Bizans, İslam ve Osmanlı Dönemleri
Gaziantep ve çevresi M.S. VII. yüzyılın başlarında Müslüman Araplarla, Bizanslılar arasında sıkça el değiştirmiştir. Emeviler, Abbasiler, Selçuklular, Memlükler ve Osmanlıların hâkimiyetinde kalan Gaziantep ayrıca, Haçlı Seferleri ve Moğol istilasını da yaşamıştır. Gaziantep’teki Bizans hâkimiyeti Hz. Ömer’in halifeliği döneminde İslam ordularının bölgeyi ele geçirmesiyle sonlanmıştır. Bölge halkı 639 yılında Müslümanlığı kabul etmiştir. 1071 Malazgirt savaşından sonra bölgede Selçuklu İmparatorluğuna bağlı bir Türk devleti kurulmuştur. Kent, 1270 yılında Moğol istilasıyla yıkılmış ve bunu takiben Dulkadiroğulları ve Memluklar’ın egemenliğine geçmiştir. Yavuz Sultan Selim’in 1516 yılında Memluklar’a karşı yaptığı Mercidabık seferinden sonra tüm bölge Osmanlığı İmparatorluğuna katılmıştır. Osmanlı döneminde gelişen kentte çok sayıda cami, medrese, hamam ve han yapılmıştır.

Kurtuluş Savaşı ve Antep
Osmanlı döneminde Antep, Halep vilayetine bağlı bir sancaktı. I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlılar’ın yenik sayılmasıyla Antep için zor günler başlar. 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi Osmanlı İmparatorluğunun ölüm fermanı olmuştur. İtilaf devletleri hızla paylaşıma girişirler. Gaziantep önce 15 Ocak 1919 tarihinde Halep’te bulunan İngilizler tarafından işgal edilmiştir. İngilizlerin şehri boşaltmaları ile birlikte 29 Ekim 1919’da Fransız işgali başlamıştır. Antep halkı, 11 ay boyunca Fransızlara karşı direnmiştir. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti öncülüğünde sürdürülen bu direnme hareketi türlü kahramanlıklara sahne olmuştur. Şehrin gösterdiği üstün direnme gücü karşısında 6 Şubat 1921 tarihinde TBMM tarafından Antep’e Gazilik unvanı verilir. 20 Ekim 1921’de yapılan Ankara Antlaşması sonucu Fransızlar 25 Aralık 1921 tarihinde şehri boşaltmışlardır. Mustafa Kemal Atatürk,  26-27 Ocak 1933 tarihlerinde şehri ziyaret etmiş ve nüfus kaydını burada yaptırarak Anteplilerin mücadelesini bir defa daha takdir ettiğini ortaya koymuştur.
    
 

 
“Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından finanse edilen
Türkiye – Suriye Bölgelerarası İşbirliği Programı kapsamında yürütülmektedir.”